Paylaş
Büyükanne maaşı değil, ev kadınlarına emeklilik hakkı, Tüm çocuklara kreş hakkı!

Büyükanne maaşı değil, ev kadınlarına emeklilik hakkı,

Tüm çocuklara kreş hakkı!

"0-3 yaş çocuğu olan 6500 kadının  "istihdama kazandırılması" için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından bir "destek projesi" uygulanmaya başlandı. Proje kapsamında, çocuklarına bakan annelerin işe başlaması durumunda, torunlarının bakımını üstlenen 6500 anneanne veya babaanneye aylık 425,00TL "maaş" / yardım yapılması sağlanacak.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın (ÇSGB) başlattığı Büyükanne Projesi'nde 10 il de hak kazanan ailelerden 6 bin 500'ünün isimleri bakanlığın internet sitesinden açıklandı.

Bakan Müezzinoğlu, kadının istihdamdaki gücünü artırmak, kadının istihdamda kalıcılığını devam ettirebilmek üzere böyle bir projeyi başlattıklarını iddia ediyor.  "Büyükannelere maaş geliyor müjde" ile basında duyurulan "büyükanne maaşı "  verilenin gerçekte maaş olmaması, kadınların emeğini görmeyen ve değerini tanımayan bir yaklaşım içermesi nedeniyle kadın örgütleri tarafından eleştirilmektedir.

Kadınların iyi işlere erişiminde bu kadar büyük sorunlar yaşanırken ve Türkiye'de kadın istihdamı dünya ülkelerinin yarısı kadar bile gerçekleşmezken kısıtlı sayıda kadına yardım edilmesini getiren bu projenin bir istihdam projesi olarak sunulması kabul edilemez. "Büyükanneye maaş projesi" ne kadına maaş veriyor, ne de kadınların istihdamında fark yaratacak sosyal hak anlamında ayakları yere basan bir proje değildir.

Bu yaklaşım yine hükümetin kadın emeğine verdiği değerin bir göstergesi olmaktadır.

Sadece 6500 kişiye sunulan asgari ücretin 1/3'inden az ve sosyal güvencesi olmayan bir rakamın  "Büyükanne maaşı" olarak sunulması ev içinde verilen emeği görmeyen, bakım hizmetini küçümseyen ve bu yükü kadınların sırtından almayan, kadınları her aşamada eve hapseden bir anlayışın tezahürü olmaktadır.

Hükümetin bir başka Bakanı Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin büyükanne maaşını çok doğru bulmadığına yönelik açıklamaları basında yer almıştır.  Müezzinoğlu'nun buna da cevap niteliği taşıyan yeni açıklamaları ise bu durumun itirafı olmakta ve skandal niteliğindedir.

Bakan; "Bu bir maaş değil ki, bu bir hediye. Burada işin özü; doğum yapmış annenin, istihdamda güçlü kalışına destek vermektir" ifadelerini kullandı.  Bakanın bu skandal açıklaması bazı kadınlara hediye niteliğinde ücret verilerek kadının istihdamda kalışını desteklediğinin iddia edilmesidir. Bu durum Çalışma Bakanının toplumsal değerlerin en az yarısından fazlasını üreten kadınları ne kadar hafife aldığının da göstergesi olmaktadır.

2016'da da Türkiye;  Dünya Ekonomi Forumu Küresel Cinsiyet Uçurumu raporunda 130.sıradadır. Türkiye kadın istihdamında hala dünyanın çok çok gerisinde –TÜİK'in şişirilmiş verilerine rağmen-  %30'larda seyretmektedir. İşgücü istatistiklerine göre, Aralık 2016 TÜİK verilerinde de kadın istihdamı artmadı, tam tersine 3 puan geriledi.

Bütün çalışmalar göstermektedir ki; kadın istihdamı önündeki en büyük iki engel; bakım emeğinin karşılanmaması ve eğitime erişememedir. Sosyal devlet uygulamalarının nispeten iyi olan Avrupa ülkelerinde kadın istihdamının bizdekinin 2 katını aşan derece de yüksek olmasının altında yatan en önemli sebep kamusal olarak sunulan bakım hizmetlerine erişilebilmesindeki yaygınlıktır.

Başlıca engellerden biri bakım emeğinin kamusal sunumunun gerçekleşmemesiyken böyle bir sorun yokmuş gibi davranmak politik bir tercihi göstermektedir.  Hükümet sermayeyi korumayı her şeyin üstünde gören muhafazakar- neoliberal ekonomi programı sebebiyle bakım emeğinin kamusal olarak sunulmasına yanaşmıyor.  Bunun yerine "Büyükanne maaşı" gibi "çözüm"lerle yasak savmaya çalışıyor.  Bu yaklaşım ise ciddi bir çaba olmaktan uzak, aksine başarısızlıklarının üstünü örtmeye dönüktür. Bütün kadınlara sunulmadığı için ayrımcı ve kayırmacılık da içeren, cinsiyet ve emek körü bir bakışı da ele vermektedir. Öte taraftan işin kötü bir yanı da proje bütçesinin işsizlik maaşından karşılanmasıdır. Yani para işçilerin cebinden çıkmaktadır.

Her ne şekilde olursa olsun çocuk bakım hizmetinin Bakanın kendi ağzıyla söylediği gibi "hediye parası"  veya harçlık olabilecek köle ücreti karşılığında ve hiç bir sosyal güvenceye de sahip olunmadan sağlanması bir lütuf olarak görülmesi beklenmemelidir.

Hükümetin derhal yapması gereken bakım hizmetinin sosyal devlet uygulaması olan birçok ülkede olduğu gibi bütün çocuklar için parasız, nitelikli kreşler açılması yoluyla bu hakka erişimin sağlanmasıdır. Bu ihtiyacın hiç bir gel geç önlem ile kapatılamayacağı aşikardır. Hükümetin bu konuda kamusal bakım sunmayarak politik bir tercih yaptığını ve bu sorumluluktan kaçtığını görüyoruz. Büyükannelere maaş müjdesi de tam da bu kaçışın örtüsü olmaktadır.

Somut olarak ortadadır ki, iş yerleri, kamu kurumları ve belediyeler kreş açmalı ve bütün çocuklarımız bu kreşlerden faydalanabilmelidir. Bu hem bütün çocukların eğitime, gıdaya eşit şartlarda erişimi için gereklidir, hem de kadınların karşılıksız emeğine el konmasının önüne geçmek için gereklidir.

Büyükanneler ve tüm "ev kadınları" karşılıksız emek harcamışlardır ve harcamaktadırlar. Kendi çocuklarını büyütmüş ve ev içinde yeniden üretim yükünü hayat boyu sırtlanmışlardır. Yapılması gereken sadece 6500 kişiye değil,  bütün "ev kadınları"na ,"büyükannelere" emeklilik hakkı tanımaktır.  Bütün partiler bir araya gelmeli ve ev kadınlarına emeklilik hakkı içeren bir yasayı ve tüm çocuklar için parasız, nitelikli kreşle ilgili yasa ve yönetmelikleri çıkarmak için çalışmalıdır.

Kadınların istihdama çekilmesi için bakım emeğinin kamusallaştırılması, yani kamu kreşleri, belediye veya mahalle kreşlerinin tüm çocuklara açılması, bakım emeği hizmetinin hasta, yaşlı ve engellilere sunulması,  aynı zamanda eşitsizliklerin, sosyal-ekonomik uçurumun aşılmasında ve paylaşımdaki ağır sorunlarla mücadelede de önemli bir çözüm yoludur.