Paylaş
Üçüncü Mesai

SERPİL KEMALBAY

Üçüncü mesai

Sendikaların erkek yapıları, kadın işçileri örgütleme ufkunun önünde engel oluşturuyor. Ama sendikaların kendilerini sorgulamaları gereken alan bununla da sınırlı değil. Neoliberal sistem karşısında kendilerini yenileyemediler, parçalanan sınıf yapısına hitap edemediler, sendikal demokrasiyi işletemediler ve eril yapılarını da terk etmediler.

1 Mayıs 1977 yılına damgasını vuran bir pankart vardı hani. Daha sonra bir film için 2011 yılında aynısı yapılıp Taksim Meydanı'nda AKM binasına asılmıştı. Çok bilindik bir pankart. Güçlü kolları olan, zincirlerini kırmış, tulumlu, bıyıklı sanayi işçisi. Efsane pankart olarak bilinen bu görsel günümüzde de sendikaların fotoğrafı gibi. O zamandan bu yana sendikaların erkek kimliği de içindeki eril yönetim yapıları da neredeyse hiç değişmedi. Ancak erkek egemen sendikal yapılardaki kadın işçilerin konumu kadın mücadelesinin gelişimiyle paralel olarak her geçen gün daha fazla sorgulanıyor. 

Sendikaların erkek yapıları kadın işçileri örgütleme ufkunun önünde başlı başına engel oluşturuyor. Ama sendikaların kendilerini sorgulamaları gereken alan bununla da sınırlı değil. Neoliberal sistem karşısında kendilerini yenileyemediler, parçalanan sınıf yapısına hitap edemediler, sendikal demokrasiyi işletemediler ve eril yapılarını da terk etmediler.

Sendikalarda kadın üye azlığının bir başka nedeni de kadınların cinsiyete dayalı şekillenen iş piyasasında konumlanmaları, kötü işlerde, güvencesiz şartlarda çalışmaları. Türkiye'de kadın istihdamı oldukça düşük (% 27/TUİK)  ve bu oranın neredeyse yarısı da  (yaklaşık 4 milyon kadın işçi) eğreti işlerde çalışıyor. 

Son dönemlerde hem içerde hem de uluslararası platformlarda sendikaların erkek kimliğinin eleştirilmesi onları bazı programlar başlatmaya itti ve  "toplumsal cinsiyet dostu" faaliyetler geliştirdiler. Örneğin bir sendika kadın bürosu oluşturdu, bazılarında kadın komisyonları kuruldu, bazılarının tüzüklerindeki cinsiyetçi dil ayıklandı. Fakat bunların hiçbiri de ete kemiğe bürünen, dişe dokunan sonuçlar yaratabilmiş değil. Neredeyse bütün yönetim kademeleri sadece erkeklerden oluşmaya devam ediyor. Buralar erkekler için kadınlara kaptırılmayacak kadar önemli mevkiler. Kadınların ise bu rekabette fazla şansı yok.  

Sendikalarda köklü bir değişim için; kota, bütün kurullarda eşit temsil, eş temsilcilik, eşbaşkanlık gibi yöntemleri tüzükle güvenceye almak; ayrımcılık, taciz, cinsel saldırıları gibi konuları sendika gündemine sokmak; toplu sözleşmelerde kadın-erkek eşitliğini temel alan maddeler koymak gibi pek çok önemli konuda yapacak çok şey var.

Mesela Diyarbakır Sur Belediyesi'nin temizlik işçileri ile yaptığı toplu sözleşme cinsiyet eşitlikçi bir perspektifi toplu sözleşmeye koyarak bu açıdan farklı bir örnek yaratmıştır.  Diyarbakır'da Sur Belediyesi ile Tüm Bel-Sen arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinde "şiddet uygulayan işçilerin ücretlerinin eşlerine ödenmesi" maddesi yer aldı. Ayrıca sözleşmede 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Hayır Günü'nde kadın çalışanlar idari izinli sayılıyor.

Sendikalar ancak kadınların somut meselelerini gündemine alarak kadınları sendikaya çekebilir. O nedenle kadın işçilere ulaşma araçlarını yaratmak için özel stratejiler geliştirme gibi bir bakışa sahip olmaları gerekir.

Ataerkil toplum yapısı kadınların kamusal alanda var oluşlarının önündeki en büyük engel. Fakat bu çoğu zaman gözden kaçırılıyor. Cinsiyetçi iş bölümü, ev içi yükler kadınların sendikalardaki konumunu ve ilişkisini belirlemesine rağmen bu durum görmezden geliniyor. Halbuki kadın işçilerin sendikalaşması önünde kocaları ya da babaları doğrudan engel olabiliyor. Bu baskılarla mücadele etmeden kolayca sendikalı olmak, ataerkil ilişkilerin hakim olduğu toplumsal koşullarda olanaklı değil. O nedenle bu durumun kendisi önemli bir çatışma alanıdır.

Hatta erkekler kadının sendikaya gitmesine engel olmasalar dahi evde;  ev işlerini yapmayarak, çocuk, hasta, yaşlı, engelli gibi bakmakla yükümlü olunan kişilere bakmayarak, işleri paylaşmayarak fiilen kadını eve bağlamış oluyorlar. Buna rağmen ısrarcı olan kadınlar sendikal faaliyete katılmak için kendilerine yüklenen ev içi sorumlulukları eksiksiz yerine getirmek zorunda kalıyor.  Bu da işten ve evden sonra  "üçüncü mesai " demek.

Bir taraftan da kadın işçiler; ister göreceli olarak güvenceli alanda çalışsın, ister biçimsel olmayan alanda olsun çoğu kez sendika tarafından keşfedilmek ve kazanılmak zorundadır. Kadın çalışanlar sendikanın ne olduğu, nasıl bir işlevi olduğu, faydaları hakkında yeterli bilgiye ve ilgiye sahip olamayabilirler. Sendikaya kolayca erişebilecek sosyal ağlara sahip olmaya bilirler. Ya da sendikaya başvuracak, toplantılara katılacak, delegelikten, yönetim mekanizmalarına kadar belli görevlere seçilecek öz güvene sahip olmayabilirler… Bunun için de sendikalar kadın işçilerin sadece çalıştıkları yere değil mahallesine de gidebilmeli,  ya da kadın işçilere ulaşmak için farklı kanallar açabilmeli, onları cesaretlendirebilmeli. Sendikaların kendi varlık nedenlerini kadın çalışanlara anlatmaya ihtiyaç olduğu düşünüldüğünde bunlar son derece önemlidir. Kadın işçilere giderken erkek işçilere ulaşılan klasik yöntemler işlemez. Bu tutum kadın işçileri ulaşılmaz kılar.  

Bir kez ulaşıldığında ve mücadeleye kazanıldığında kadın işçilerin ön saflarda olduğuna pek çok kez şahit oluyoruz.  Şimdiye kadar sadece kadınların direndiği, greve çıktığı çeşitli sendikal mücadeleler oldu. Novamed direnişi, Desa direnişi, Hava İş grevi bunlardan bazılarıdır. Kadın hareketi tarafından dayanışma ile destek verilen bu grev ve direnişler merkez kadın politikasına da taşınmış, feminist hareket ve kadın hareketi ile sendikalar arasında köprü kurulmuştur. Bu yolla söz konusu iş yerlerinde, sektörlerde kadın işçilerin cinsiyet temelli sorunları gündemleşmiş, kadınların çalışma hayatına dair sözü bu direnişler vasıtasıyla kurulabilmiştir. Bu pratiğin kendisi sendika içine kadın politikası taşımış,  sendikalardaki eril yapıları kritik etmeye yaramış,  kadınlarda da önemli bir bilinç oluşturmuştur. Sonuç olarak,  kadınların kastlaşmış anti demokratik sendikal yapıları eleştiri topuna tutması hayırlıdır. Sendikal yapıların çehresi ancak böyle değişebilir.

 

Yararlanılan Kaynak: Sendikasız Kadınlar Kadınsız Sendikalar (Araştırma-KADAV)

 



* İmece Ev İşçileri Sendikası Kurucu Üyesi-HDP MYK Üyesi